Büyüme, enflasyon ve faiz oranlarının yanı sıra, kamu borcu da yeniden gündemin merkezine oturuyor. IMF, küresel mali durumu giderek gerginleşen bir durum olarak tanımlıyor: 2025 yılında dünya genelindeki kamu borcu, küresel GSYİH’nin %93,9’u seviyesindeydi ve güncel tahminlere göre 2028 yılına kadar dünya GSYİH’sinin %100’üne doğru ilerliyor.
Krizlere karşı daha az esneklik
Bu durum, gelecekte birçok ülkenin yeni krizlere büyük mali programlarla yanıt verebilmek için daha az bir tampon alanına sahip olacağını açıkça ortaya koymaktadır. Artan faiz maliyetleri, ek güvenlik ve sosyal harcamalar ile zayıflayan büyüme, bu eğilimi daha da şiddetlendirmektedir.
Bunun sermaye piyasaları ve şirketler için ne anlama geldiği
Bu durum sermaye piyasaları için önemlidir, çünkü mali kırılganlık er ya da geç finansman maliyetleri, siyasi baskı ve piyasa duyarlılığı şeklinde kendini gösterir. Şirketler açısından bu, devletin istikrar sağlama çabasının artık sınırsız olarak varsayılamayacağı bir ortam anlamına gelir. Böylece mali sağlamlık, yeniden makroekonomik bir rekabet faktörü haline gelir.
Mali tamponların azaldığı bir ortamda, 1000FTAD yazılımı, şoklara açık piyasalarda disiplinli, şeffaf ve otomatikleştirilmiş risk yönetimi ile öne çıkıyor.